insan kaynakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan kaynakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14.6.13

İşsiz bir mezunun mutsuz hayatı

Ülkece zor günlerden geçtiğimiz şu süreçte ben de kendi içimde zor günler geçiriyorum. Geleceğe dair mutsuzluğum ve umutsuzluğum hat safhada. Zaten şu sıralar yanı başındaki insanlar tomaların altında kalırken, biber gazlarını yerken, yerlerde sürünürken ve kan revan içindeyken insan kendinde mutluluk hakkını görmüyor. Yapılan paylaşımlar, direnişe dair yazılar hemen gözlerin yanındaki iki musluğu açıyor, insan iç çeke çeke ağlıyor.

Ben şu sıralar mezun olur gibiyim. Gezi olayları olurken finallerim vardı, bilgisayarın başından bir an bile ayrılamadım, aklım hep oradaydı. Öyle veya böyle girdim sınavlarıma, verdim ödevlerimi projelerimi. Şu an açıklanmayan tek bir notum kaldı, onun dışında her şey yolunda gibi. Ama ben hala kendimi mezun hissetmiyorum. Ayaklarım geri geri gidiyor. Akbilimi hiç tam basasım yok. Öğrencilik iyiydi, bomba gibiydi.

Bunun dışında sürekli iş görüşmelerine gidiyorum. İstanbul'un dört bir köşesini gezdim. Tee ebesinin nikahına şirket kuran ve mesaiye 7:15'te başlayan şirket var. Sabah 5'te uyanmam gerekecek kendisine başlamam için. Yine bununla kalsa iyi, görüşmelerde açık açık mesaiye kalmamı beklediklerini söylüyorlar utanmadan. 19:30'da çıkacakmışım yani işten. Eve de işte uyumaya falan gelicem yani. Hal böyle olunca ben de artık bildiğin görüşmeye değil pazarlığa gidiyorum gibi hissediyorum çünkü zaten sonunda resmen pazarlık gibi oluyor. İnsanlar bu özel sektördeki çalışma ortamını çok çirkinleştirmişler. Yıl 2013 sözde kurumsal olup özünde kölelik sistemiyle çalışan şirket var amına koyim.

Çok değişik mülakatlara giriyorum. Kimisinde söze İngilizce başlıyor, kimisinde Türkçe. Arada dil değiştiriyoruz öbüründen devam ediyoruz falan. Özellikle hobilere çok önem veriyorlar şu son gittiklerimde. CV'me de hobilerden birine 'blog yazmak' yazmışım. Ulan hepsi blogumu merak ediyor. Söyle de söyle diye böyle tatlı tatlı merak ediyorlar, ne yazıyorum konusunu söylettiriyorlar bu olay falan çok hoşlarına gidiyor. İKcılar eşsiz meraklı olur zaten. Ama söylemiyorum tabi blogumun adını, merak etmeyin sırrımız güvende.

Ücret beklentim için 2000 net dediğimde suratlarını buruşturuyorlar. Hani söyledikleri şartlar için az bile. Umutsuzlukla gidiyorum her bir görüşmeye. Hiçbiri elbette dört dörtlük değil ama kötünün iyisini de bulmak lazım diye düşünüyorum. Bu arada görüşmelerde bildiğiniz gibi değilim, acayip cabbar, acayip kendine güvenli, acayip hazır cevap bi hatunum. Pek hoşlarına gidiyor. Ama ben hiç içime sinen bir yere gidemedim henüz.

Aklım hala devlette. Ulan liya bırak okulunun ismini it gibi çalıştığın günleri, atan devlete 9-3 çalış 2500 liranı al geç ömrünün sonuna kadar rahatına bak diyorum. Bazı günler devletçi oluyorum bazı günler özel sektörcü. Zaten bu gidişe özel sektörcü olursam bu şartlarda sömürülmelere doyamıcam, tadımdan yenmicem yani. 

Şu süreçte acayip bok gibiyim tabi ben. Yüzümün güldüğü ettiği yok. Önümde büyük bi kararsızlık var. Hayatıma ne yaparak devam edeceğim hiç bilmiyorum. Bir boğa burcu olarak kuduruyorum bu belirsizlik dolayısıyla. Erkek arkadaşım hala askerde. Bu tüm boktan süreci kendimle başbaşa atlatıyorum. Çevremde/çevremizde hiç güzel, hiç olumlu şeyler de olmuyor hayata dair hiçbir umut besleyemiyorum.

Bu yazıyı da sırf blogu boşlamamış olmak için yazıyorum. Malum geçen sefer 1 ay yazmamıştım. Bu sefer 3. haftada yazıyorum. Hani çok isterdim komikli komikli yazmak sizleri gülümsetmek ama olmuyor işte ballı lokmalar. Bu olaylar olurken mutlu olmak da haksızlık gibi zaten. Benden haberler böyle. Sizlerde güzel şeyler oluyorsa az paylaşın da mutluluğunuza ortak olalım un kurabiyelerim. Sizleri seviyorum, allah hepimizin gönlüne göre versin inşallah.

22.2.13

İyi insanlarla tanışalım ve çalışalım bence.

Çok sevgili, çok çalışkan, munis, tatlı, arı mayalarım, sizleri 4 günlük haftasonu tatilimin ilk gününden selamlıyorum. Son günlerde size sıcağı sıcağına dumanı tüten haberler iletip haberler veremiyordum. Baktım feleğin çemberinden geçerken sağ kroşe, sol kroşe çakıyorlar ağzıma yüzüme hemen geleyim anlatayım istedim.lk olarak söylemek istediğim bir şey var. Allah iyi insanlarla karşılaşmak nasip etsin hepimize.

Bahsetmek istediğim konuya dönüyorum. Size anlatmış mıydım bilmiyorum ben son 4 aydır bir şirkette insan kaynakları stajyeri olarak sömürülüyordum. Pardon çalışıyordum. Bu çalıştığım yerin hiçbir ilanına başvurmamıştım. Bir network sitesi aracılığıyla mesaj atmıştı yönetici 'Böyle böyle bir fırsat var değerlendirmek ister misiniz' gibilerinden.. Ben de o aralar hiçbir yere başvurmuyordum, kısmet ayağıma geldi herhalde değerlendireyim dedim. Gittim 2-3 kez görüştük sonunda olumlu oldu çalışmaya başladım falan. Geçen dönem hem bu şirkette 3 gün çalışıyordum hem 1,5 gün okula gidip derslerimi takip ediyordum hem de yarım gün zorunlu stajım vardı onu yapmaya kasıyordum. Harap ve bitap bir dönemdi anlayacağınız.

Az gittim düz gittim dere tepe düz gittim tabi o sırada. Çalıştıkça çalıştım, sömürüldükçe sömürüldüm, yapmamam gereken işleri yaptıkça yaptım üç kuruşa talim ettim falan derken işin rengi apaçık değişmeye başladı. Açtıkları ilana gelen 2000 başvurudan kimseyi seçmemelerinin, referanslı adaylardan bile kimseyi beğenmemelerinin bir anlamı vardı anlayacağınız. Hem deneyim sahibi olacak hem sömürülecek, sömürüldükçe gık demeyecek bir adam arıyorlarmış. Beni bulmuşlar. Nerden bilirdim kankalar böyle olacağını. Baktım bunlar benim gelişmemi istemiyorlar, baktım toplantılara, görüşmelere beni almıyorlar hemen atalarımızı düşündüm. Ne demişlerdi acaba böyle bir durum için? Evet bildiniz; ağlamayan çocuğa meme vermezler. Hemen uygulamaya koyuldum. 'Ben bunu bunu bunu yapmak istiyorum.' dedim. Kocaman bir 'Hayır' dediler.

Baktım emek verdiğim şeylerin sonucuna beni dahil etmiyorlar dedim 'ders programım ikinci dönem için çalışmama elverişli değil abbas yolcu.' Demez olaydım. Yöneticim olacak kadın sen bir engelle beni, bir art niyetli davranışlar sergile, bir gıdım bir şey öğretme bir ayıp ayıp şeyler yap bana. Af edersiniz çocuklar tüm okul arkadaşlarım ossura ossura uyur ve 1 ay boyunca tatil yaparken sabah 6 buçukta deli sikmiş gibi kalkıp 7:45'te mesai başı yaptım. Part timedan full time'a geçtim hatta o sıra. Final haftalarımda bile çalıştım. 1 hafta memleketime gitmek için izin istediğimde yöneticim ne dedi biliyor musunuz? Bilgisayarını eve götür evden de çalış. 

Ben zaten koydum kafaya 'bu böyle gitmez liya kadın' dedim kendi kendime. Ayrıldığım gün ofiste tek bir ikcı yoktu gün boyu sürecek bir toplantı sebebiyle. Biz paçoz stajyerler ofiste kalmıştık 4 kişi. Bana demediler ki 'Liya bugün senin son günün, biz de yokuz seni yeterince sömürdük bugün çıkışını yapabiliriz. sen yarın gelme.' O gün gittim paşa paşa işlerini yaptım. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Saat 12:30-13:30 arasında olan öğle arasında yemeğe çıkmıştık paçoz stajyerlerden biriyle. Bana yöneticim olan kadın mail atıyor saat 13:00'da. Attığı mail sadece şu: 'Ofiste misin?' Allahtan 13:05'te ofise gelmiştim de 'Şu an ofisteyim bir şey mi oldu acaba?' yazdım. Bana 13:35'te gelen mail neydi biliyor musunuz? 'Seni kontrol etmek istedim bir şey yok.' Ah dedim canım benim ya allah sana iyi niyet serpiştirsin yukardan. Madem merak ettin arayaydın ya telefondan? Neyin mailini kasıp son günümde beni ayar ediyorsun? Ay bir de hayır demesini bilmeyen, cazgır bir karı olmasam neyse. Yumuşak mizacıma veririm, içime kapanırım falan ama yok. Gayet de tüm stajım boyunca üslubumu bilerek hayır demesini de bildim, her işlerini de dakikası dakikasına gördüm, yanlış yapmışsın dedirtmedim kimseye.

Ama yüce rabbim iyi insanlarla, iyi niyetli insanlarla karşılaştırsın bizleri. Ben şu son 2 yılda özel sektörde pek iyi niyetlisine rastlamadım açık açık. Ha bu kız stajyermiş, biz ona iş öğretelim deneyimlerimizden faydalansın haspam diyen bir allahın kulu yok. Zaten stajyeri bile deneyimli arıyorlar artık, sanki 2 sene sonra CEO falan olacağız. Bir de yöneticiler falan neyin endişesini yaşıyorlarsa amına koyim. Ulan 2 bir şey öğretsen de deneyimlerinden faydalansak fena mı hıyar ağası. Sanki seni tahtından mı indirecez, incilerini mi dökcez. Heç. Sana verilen ünvanın amına koyim lan ben. Püü paçoz. Ünvanın var ama günahım kadar insanlığın yok be.


Ceketini alıp çıkan Liya bildirdi,