Bence sokakta bağrış çığrış oynayan çocuklar her daim okula gitmeli. Hiç tatil olmamalı onlara. Zaten karga bokunu yemeden uyanıyorlar, akşam ezanına kadar dövüş-kavga, dövüş-kavga, bağrış-çığrış, bağrış-çığrış. Bu da can lan. Allah kahretmesin ki apartmanım parkın yanı başında. Park güneşli olduğu zaman apartmanın sokağına geçiyorlar, güneş olmayınca parka geçiyorlar. Her türlü filler sikişiyor yani kafamda.
Ben ciddi anlamda sinirli bir insanım. Çıktım pencereye "Olm gidin parkta oynayın, parkta oynamıcaksanız sessiz sessiz oturun şurda, işten geldim ben dinlencem lan" ana temalı bi vaaz verdim ikinci kattan. Yine bağırdılar yine bağırdılar. Sonra çıktım tekrar bağırdım. Analarından biri de bekliyomuş pencerede. "Oynasınlar ne var!" yaptı yelloz. "Sen oğlunun bağırış çığırışlarından huzur buluyor olabilirsin ama beni ve tüm mahalleyi rahatsız ediyor onların çığrınışları." dedim. Böeeyle baktı. Bakcak tabi. Gitsin parkta oynasın götü boklular. Ordan daha az geliyo sesleri bana.
Zaten tüm gün iş yerinde telefondayım, kafam ses götürmüyor. Bir de Ramazan moduna bugün oruç tutamasam da girdim. Tüm sinirim tepemde oruç tutuyormuşçasına. Şimdi Ramazan Ramazan bunu yazmak istemezdim ama dün yaşadım madem, anlatayım. Şu an İstanbul'da babam var. Bi annem geliyo, bi babam. Her birini ayrı ayrı gezdiriyorum tur rehberi gibi. Biri geliyor "ay babanı buraya götürmüşsün ben de ben de!" öbürü geliyor "şurayı televizyonda gördüm bi gitsek mi." yemin olsun 1 haftadan beri gitmediğim ne Adalar kaldı ne Sultanahmet. Şimdi mevzumuz Sultanahmet.
İnsanlar toplu taşıma araçlarında ses tonunu ayarlayamıyor aga. Bu toplumun adeta kanayan yarası bu. Bindik Kabataş'tan tramvaya, Sultanahmet'e doğru kültür başkentiymişiz gibi yol alıyoruz ağırdan. Her yer turist dolu. Karaköy durağında 4 tane kız bindi tramvaya. İçerisi tıklım tıkış. Onlar gayet hararetli bir tartışma halindeler. Yaşları 15-16 max. 3 tanesi kapalı, 1 tanesi açık. Biz babamla Sirkeci durağında ayaklandık, içlerinden 3 tanesi bizim yerimize oturdu, biz de ayakta bekliyoruz. Konuştukları muhabbet şu : "Ayy Ahmet'le Ceyda öpüşmüşler hani ayrılıyordu onlaaar?" "Amaaan bu kaçıncı kızım hep anlatıyor bana daha neler neler yapmışlar." "Zaten sınıfta kalmış o bu sene, dersleri hep kötüymüş." Babam kıpkırmızı oldu. Ben utandım adamın yanında.
Hani ciddi anlamda inanmıyorum artık ya küçük bir azınlığın dışında kapanan insanlara. Resmen siyasi simge olmuş baş örtüsü. Ben 15 yaşımda öpüşmek nedir bilmezken küçücük kızlar tramvayda bağıra çağıra öpüş-kokuş anlatır olmuş. Ondan sonra vay efendim biz dinimizi yaşıyoruz, biz başımızı ondan kapatıyoruz. Sultanahmet'e gittim, ben böyle türban modası görmedim aga. Üstümdekini çıkarıp "al ablacım giy" diyeceğdim az kaldı.
Şu yazıda beni topa tutanlarınız olmuştu ama o zaman da söyledim şimdi de söylüyorum. Yarım yamalak bile kapatamadığı kafası, kıçıyla bana hiçbir allah'ın kulu doğruyu, yanlışı öğretemez. Hepiniz karşılaşmışsınızdır yolda böeeyyle bakarlar yadırgayarak, çünkü kendisi kapalıdır, sen açıksındır. O bakış çok şey anlatır. Onun doğru, senin yanlış olduğunu anlatır mesela. Ama kime göre, neye göre işte. Her kafayı kapatan dinin gerektirdiklerini yüzde yüz doğru yapmıyor. Yapmadığı gibi kendinde insanları düzeltme hakkını kendinde görüyor. Gözlerini belerte belerte bakıyor mesela sana, anlıyorsun hiçbir şey demese bile.
Ne başörtüsü düşmanlığım var ne de başını dikkat çekmemek adına kapatanlara bir kinim. Bölümümde de çevremde de birsürü başörtülü arkadaşım var. Sadece dikkat çekmemek adına kapanan insanların başı açık insanlardan daha çok dikkat çektiğine dikkat çekmek istiyorum. O göstermedikleri bir saç teli haricinde gösterdiklerine dikkat çekmek istiyorum. Başı açık ya da kapalı hiç fark etmez 15 yaşındaki kızların utanma arlanma nedir bilmeden herkesin içinde bağıra çağıra resmen fantazi anlatmalarına dikkat çekmek istiyorum. Yeterince dikkat çektim sanırım. Hayırlı Ramazanlar.
şiddet içerikli blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiddet içerikli blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1.8.11
Yeterince dikkat çektim sanırım.
Alekası olanlar
çemkirikli blog,
şiddet içerikli blog
11.6.10
Böyle kız mı istenir lan!
Şu an kafam acayip bozuk, aslında eve gelir gelmez bütün acı gerçekler bir bir suratıma çarpılınca bozuktu ama bakmayın siz öyle dediğime şimdi de bozuk. Evi okumak dolayısıyla terk-i diyar eyleyince her bi şeyler hasır altı ediliyor malum. Gereksiz ne varsa telefonda söylenirken, gerekli şeyler gizleniyor.
Biz Aydın'ın küçük bi ilçesinde yaşıyoruz malum. Annem de gezentinin önde gideni olunca eve gelenin gidenin haddi hesabı olmaz. Tanıyanların geldiği gibi, tanımayanlar da konuşlanır o güruhun içine. Yine bi grup menapozlu yüzsüz karı (bu hakaretlerime hak verceksiniz) eve gelmiş bizim. Salonda koskocaman bi fotografım var benim. Bi türlü kaldırtamadım zaten onu ordan. Eve her gelen önce benim memenetsiz lise mezuniyet fotografımı görüyor. Her neyse. Kadınlardan birinin bizim eve sızış amacı belli. Oğluna beni istiyormuş haspam! Hem de babam yaşındaki oğluna! Bi de öyle yüzsüz ki bu kadın, oğlunun sevdiği olmasına rağmen kadın beni istiyor, ayırcakmış oğlunu da ünv mezunu kız istiyormuş, o onun dengi değilmiş falan.
2 kere gelmiş bu bizim eve. İlkinde kötü emellerini söyleme fırsatı bulamamış. İkincisinde bütün pisliğini akıtmış kevaşe. Benim annem de malumunuz dünyalar safı bi kadındır. Eminim bunu idrak etmesi epey geç olmuştur. En azından geç olmuş da güç olmamış. "Benim kızımın sevgilisi var, yaşı da denk okulu da denk. Uzun zamandır da beraberler. Sen oğlunun sevgilisi varken ne diye böyle iş çeviriyosun" diye kibar kibar çemkirmeye girişmiş. Kadın ne dese beğenirsiniz "Benim oğlum 36 yaşında avukat, ben ona kültürlü kız arıyorum" Ananın amı artık! Benim yaşım 22, nerdeyse babam yaşında oğlun var evde kalmışından. Ne cürretle tanımadığın birinden beni istersin ya?! Bu nasıl bi cahillik. En sevmediğim tarafı da bu zaten Ege'nin insanlarının. Allah var çok saftır insanları her an yardımına koşarlar ama cahilliklerini de her fırsatta belli ederler, iş bilmezler. Keşke tanınmayaydık bu göt kadar ilçede ya, valla billa ne saçma olaylar oluyo.
Adamı aşağıladığımdan falan değil asla. Gitmiş avukat olmuş, evde kalmış vs beni hiç ilgilendirmiyo. Ben nerdeyse burdan elimi ayağımı çeknişim tamamen, İstanbulda bi başıma yaşıyorum, kadındaki cürrete bak ya tanımadığı birinin evinden kız istemeye kalkıyo bu şekilde. Ne sormak var kızınızın görüştüğü var mı diye ne de bi şey. Böyle de üsturupsuz, böyle de çirkin bi olay yani. Cahillik diz boyu.
Bi keresinde de babamdan annemi isticek bi gerizekalılıkta bulunmuş birileri. Annemle babamın arasında 4 yaş fark var. Annem dibine kadar minyon bi tip. Benden bile küçük duruyo. Babamsa o sıralar bıyık bırakmış en kırosundan. Net 5 yaş attırmış babama bıyık. Bi de annem hemşire olduğu için bütün mahalle iğne vurdurmaya gelir kendisine. Yine iğne vurdurma bahanesiyle gelmiş bi kadın "Kızım seni oğluma alayım mı" demiş. Bunu duyan babam ki dünya kibarı bi adamdır, asla terbiyesini bozmaz kadını yaka paça dışarı atmış. Benim karım o haddini bil diye. O gün bugündür zaten annemin iğne vurmasına izin vermez.
İşte böyle saçma salak olaylar boldur bizim memleketimizde. Ota boka kız istemeye gelirler. Hiç de umurlarında olmaz kocası varmış sevidği varmış. Zaten karar verdim o mezuniyet fotografımı kaldırıp bikinili fotografımı koycam en büyük boyundan. O zaman böyle bi yüzsüzlük yapmazlar belki. Beni iyi ailenin kötü kızı olarak adlandırırlar. Annemle fellik fellik efil efil gezmelere gitsem neyse. Boyumu bosumu da bilirler dicem ama yok, kulaktan dolma dillere destan bi güzellik edindim heralde öğle vakti saat 2 sularında poğaça, kurabiye, çay eşliğinde istenmişim. Teesüf ettim. Çok hem de.
Bu olayı Yumuş Efendiyle bi paylaşayım bari, gerçi şimdi kavgalıyız ama, kısmet artık. Belki değerimi bilir bu sayede. Çok kızgınım ona da. Uyuz keçi nolcak. Huh!
Bu arada dün Topanyana "Bugün çok yorgunum senle yarın uğraşcam ona göre" dedim. Sövdü bana hıyarağası. :D
Biz Aydın'ın küçük bi ilçesinde yaşıyoruz malum. Annem de gezentinin önde gideni olunca eve gelenin gidenin haddi hesabı olmaz. Tanıyanların geldiği gibi, tanımayanlar da konuşlanır o güruhun içine. Yine bi grup menapozlu yüzsüz karı (bu hakaretlerime hak verceksiniz) eve gelmiş bizim. Salonda koskocaman bi fotografım var benim. Bi türlü kaldırtamadım zaten onu ordan. Eve her gelen önce benim memenetsiz lise mezuniyet fotografımı görüyor. Her neyse. Kadınlardan birinin bizim eve sızış amacı belli. Oğluna beni istiyormuş haspam! Hem de babam yaşındaki oğluna! Bi de öyle yüzsüz ki bu kadın, oğlunun sevdiği olmasına rağmen kadın beni istiyor, ayırcakmış oğlunu da ünv mezunu kız istiyormuş, o onun dengi değilmiş falan.
2 kere gelmiş bu bizim eve. İlkinde kötü emellerini söyleme fırsatı bulamamış. İkincisinde bütün pisliğini akıtmış kevaşe. Benim annem de malumunuz dünyalar safı bi kadındır. Eminim bunu idrak etmesi epey geç olmuştur. En azından geç olmuş da güç olmamış. "Benim kızımın sevgilisi var, yaşı da denk okulu da denk. Uzun zamandır da beraberler. Sen oğlunun sevgilisi varken ne diye böyle iş çeviriyosun" diye kibar kibar çemkirmeye girişmiş. Kadın ne dese beğenirsiniz "Benim oğlum 36 yaşında avukat, ben ona kültürlü kız arıyorum" Ananın amı artık! Benim yaşım 22, nerdeyse babam yaşında oğlun var evde kalmışından. Ne cürretle tanımadığın birinden beni istersin ya?! Bu nasıl bi cahillik. En sevmediğim tarafı da bu zaten Ege'nin insanlarının. Allah var çok saftır insanları her an yardımına koşarlar ama cahilliklerini de her fırsatta belli ederler, iş bilmezler. Keşke tanınmayaydık bu göt kadar ilçede ya, valla billa ne saçma olaylar oluyo.
Adamı aşağıladığımdan falan değil asla. Gitmiş avukat olmuş, evde kalmış vs beni hiç ilgilendirmiyo. Ben nerdeyse burdan elimi ayağımı çeknişim tamamen, İstanbulda bi başıma yaşıyorum, kadındaki cürrete bak ya tanımadığı birinin evinden kız istemeye kalkıyo bu şekilde. Ne sormak var kızınızın görüştüğü var mı diye ne de bi şey. Böyle de üsturupsuz, böyle de çirkin bi olay yani. Cahillik diz boyu.
Bi keresinde de babamdan annemi isticek bi gerizekalılıkta bulunmuş birileri. Annemle babamın arasında 4 yaş fark var. Annem dibine kadar minyon bi tip. Benden bile küçük duruyo. Babamsa o sıralar bıyık bırakmış en kırosundan. Net 5 yaş attırmış babama bıyık. Bi de annem hemşire olduğu için bütün mahalle iğne vurdurmaya gelir kendisine. Yine iğne vurdurma bahanesiyle gelmiş bi kadın "Kızım seni oğluma alayım mı" demiş. Bunu duyan babam ki dünya kibarı bi adamdır, asla terbiyesini bozmaz kadını yaka paça dışarı atmış. Benim karım o haddini bil diye. O gün bugündür zaten annemin iğne vurmasına izin vermez.
İşte böyle saçma salak olaylar boldur bizim memleketimizde. Ota boka kız istemeye gelirler. Hiç de umurlarında olmaz kocası varmış sevidği varmış. Zaten karar verdim o mezuniyet fotografımı kaldırıp bikinili fotografımı koycam en büyük boyundan. O zaman böyle bi yüzsüzlük yapmazlar belki. Beni iyi ailenin kötü kızı olarak adlandırırlar. Annemle fellik fellik efil efil gezmelere gitsem neyse. Boyumu bosumu da bilirler dicem ama yok, kulaktan dolma dillere destan bi güzellik edindim heralde öğle vakti saat 2 sularında poğaça, kurabiye, çay eşliğinde istenmişim. Teesüf ettim. Çok hem de.
Bu olayı Yumuş Efendiyle bi paylaşayım bari, gerçi şimdi kavgalıyız ama, kısmet artık. Belki değerimi bilir bu sayede. Çok kızgınım ona da. Uyuz keçi nolcak. Huh!
Bu arada dün Topanyana "Bugün çok yorgunum senle yarın uğraşcam ona göre" dedim. Sövdü bana hıyarağası. :D
Alekası olanlar
çemkirikli blog,
mutlu blog,
şiddet içerikli blog
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


